DİZİ YORUMU | BLINDSPOT

Herkese merhabalar.
Yeni bir dizi yorumu ile karşınızdayım. Bu yazımda dizinin konusundan ve şahsi görüşlerimden bahsedeceğim. Bildiğiniz üzere spoiler vermeden duramıyorum. Bu yüzden konuyu ve ilk bölümü çok derine inmeyecek şekilde anlatacağım. 

Diziyi nasıl keşfettiğime gelirsek birkaç ay önce İlkay'ın tavsiyesi üzerine izledim. O da diziye yeni başlamıştı ve ilgisini çektiği, benimde bu tarz dizileri izlediğimi bildiği için hemen bana önerdi. Bende araştırmaya başladım. İlkay konusunu anlatsa da dizi hakkında bilgi almak amaçlı biraz bakındım. Arrow ve The Flash dizilerinin yaratıcısı Greg Berlanti'nin yeni projesi olduğunu öğrenince bende hatlar yandı ve dedim ki hemen başlamalıyım bu diziye. 


İlk sezonun kadrosu



Dizinin konusuna gelirsek NY Times Meydanı'nda şüpheli bir çanta vardır ve bomba olduğu sanılmaktadır. Polis ve bomba imha ekipleri gelir ve meydan boşaltılır. Bu sırada herkesi şaşkına çevirecek bir olay gerçekleşir. Çantanın içerisinden bütün vücudu dövmelerle kaplı olan bir kadın çıkar. Sırtında ise bir FBI ajanı olan Kurt Weller'ın ismi yazmaktadır. Olay FBI'a devredilir. Kadın karakterimiz ne adını hatırlıyordur ne de geçmişini. Hiçbir şeyi hatırlamayan bu kadına FBI Jane Doe ismini verir. Dövmeleri incelemeye alan FBI çok geçmeden fark eder ki Jane'in vücudunda ki her dövme belli davalarla ilgili ipuçlarıdır ancak olaylar bununla da sınırlı değildir. 




Dizinin ilk sezonu 23 bölüm ve her bölüm 40-45 dakika. Ben sadece ilk sezonunu izledim ve doğrusunu söylemek gerekirse uzatıldığını düşünüyorum. 20. bölüme geldiğimde artık sıkılmıştım. Bir an evvel bitse de ikinci sezona geçsem düşüncelerindeydim fakat kalan bölümleri izleyemeden kapattım. Üçüncü sezon onayını alması ve konusu itibariyle tekrardan başlasam mı diye düşünmüyor değilim. (İkinci sezonda Luke Mitchell'in olması ile hiçbir alakası yok, lütfen.)

Dizide ki olaylar, dövmelerin sırrı gerçekten güzeldi. Bölüm bölüm fark ettiğiniz şeyler ve neler olduğunu öğrenme isteği sizi diziye bağlıyor. Karakterler arasında beni gıcık edenler olsa da oyuncular rollerine çok uymuşlar. 


Söyleyebileceklerim bu kadar. Kendinize iyi bakın. Başka bir yazıda görüşmek üzere :) 

Ders Kanalları | Youtube

Bir Öğrencinin Kaleminden herkese merhabalar.


Sınav deneyimimden bahsettiğim yazıda Youtube kanallarından eksik konularımı giderdiğimi söylemiştim. O yazımı okumak isterseniz tıklayınız. Sizlere bu kanallardan ders ders söyleceğim. Ben bazı kanallardan diğer kanallara nazaran daha çok yararlandım. Fakat olur da bir kanalda anlamazsınız, hoşunuza gitmeyen şeyler olur diye başka seçenekleri de paylaşacağım. Belirtmek isterim ki sayısal öğrencisi olduğum için LYS konularını içeren kanalları bilmiyorum. Bu yazı daha çok YGS için ve LYS'ye sayısaldan hazırlananlar için faydalı olacaktır. Söylemeliyim ki sosyal derslerinde sadece coğrafyayı internetten dinledim. Tarih ve felsefe için kendi notlarım vardı.  O zaman başlayayım 👊

Matematik+Geometri:                                   Şenol Hoca
**Hocalara Geldik
MatAkademi
Atlas Akademi
Buğra Ayan
Ekol Hoca
Şifreli Matematik
Geomatri




Biyoloji:                                                                         
**Hocalara Geldik                                           Senin Biyolojin                                              **FUNDAmentals                             
Selin Hoca                                                     EBA

Fizik:
Hocalara Geldik
**Umut Öncül
**Farklı Ders

Kimya:
**Kimya Öğren
**Kimya Özel
Hocalara Geldik

Türkçe:                                       
**Önder Hoca                             
Fulya Hoca                                  
Hocalara Geldik                                                      
                                                    
Coğrafta
**Hocalara Geldik
Yavuz Tuna
Atlas Akademi
Lcdeğitim

Tarih: 
Tarih Dersleri
Noyan Akademi
Tonguç Akademi

Felsefe: 
Atlas Akademi
Küme Eğitim


Temmuz Ayında Ne Dinledim? | TOP 15

Herkese merhabalar.
Temmuz ayını bitirmişken bu ay içerisinde en çok hangi şarkıları dinlediğimi bir liste halinde yayınlayayım dedim. Hazırlaması zor olan bir listeydi. Her gün birkaç saat müzik dinlemeden duramadığımı düşünürsek temmuz ayında çok fazla şarkı dinlediğimi söyleyebiliriz. Bu liste İngilizce ve Korece şarkılardan oluşuyor. Bu listeye Türkçe şarkıları eklemedim. Onlar hakkında Nostaljik ve Günümüz olmak üzere iki yazı yazıyorum ^.^ Önümüzde ki hafta onları yayınlayacağım. Listeme bir önceki yazıma eklediğim şarkıları koymadım. Daha başka şarkıları paylaşayım dedim. O zaman geçelim listemize.  

 


15. Camila Cabello - Crying In The Club 

Sesini sevdiğim ve beğendiğim bir kadın sanatçı. Fifth Harmony'deyken severek dinliyordum. Bu şarkısına da denk gelince kaçırmadım tabi ki. Eh diyeceksiniz mayısta çıkan şarkıyı bu ay ilk 15'e koyacak kadar neden dinledin? Bazı şarkılarda geriden geliyorum... 





14. Ricky Martin - Livin' La Vida Loca

Eski bir şarkı olsa da Spotify'da rastlamam üzerine yeniden dinlemeye başladım. Önceden de şimdide çok hoşuma giden bir şarkı. Ricky Martin'i beğenen biriyim zaten. Yemek yaparken dinleye dinleye bir bakmışım bu ay en çok dinlediğim şarkılardan olmuş :) 




13. Petit Buscuit - Sunset Lover 

İnanın bana bu şarkı nasıl oldu da listeme girdi hiçbir fikrim yok. Youtuberların vlog çekimlerinde çalan şarkılara benzettiğim ve hoşuma gittiği için dinlemeye başladığım bir şarkı baktım ki sokakta yürürken vazgeçilmezim oldu :)




12. The 1975 - Somebody Else

The 1975 sevdiğim gruplardan biri. Şarkıları beni mutlu ediyor ve hemen hemen her ruh haline uyacak şarkıları var diyebilirim. Matt'in sakinleştiren sesi, şarkıların melodisi derken kapılıp gidiyorsunuz bu gruba. 




11. Dreamcatcher - Good Night 

Kardeşimin çok sevdiği bir grup Dreamcatcher. Evimizde habire şarkılarını duymamla bende başladım dinlemeye. J-Rock esintileri çok hoş. Bu şarkıda animelerin açılış müziğini andırıyor. Buradan bu şarkıyı yazılarımı okuyan kardeşime ithaf edeyim :)





10. The Fray - Over My Head 

The Fray severek dinlediğim ve şarkılarının modasının hiç geçmediği bir grup. Bana ilham kaynağı olan şarkılara sahipler. 





9. Twenty One Pilots - Polarize

Twenty One Pilots'ın şarkılarına göz atarken denk geldim bu şarkıya. Birkaç kez dinledikten sonra "help me polarize, help me polarize" diye gezinmeye başladığımı fark ettim ve bir anda dilimden düşmez oldu. 





8. Lord Huron - The Night We Met 

"İrem bu şarkılar ne? Bir tane hareketli şarkı söylüyorsun beş tane yavaş şarkı." dediğinizi duyabiliyorum ama hava sıcak olsa da bu şarkıları dinlemekten vazgeçemiyorum işte :) Dinlediğim hareketli şarkılar genelde Korece... Spotify da denk geldiğim bir şarkı yine. Sağ olsun Spotify'den geçiniyorum yeni şarkı bulmak istediğimde. 





7. You Me At Six - Take On The World

Twitter'dan beni takip ediyorsanız bu şarkıyı dinleyip durduğumu biliyorsunuzdur. Sözlerinin, melodisinin çok hoşuma gittiği bir şarkı. Grubu bu şarkısıyla tanıdım ve sevdiklerim arasına girdiler hemencecik. 





6. HALO - Flying 

Bana göre tam anlamıyla yaz şarkısı. Başı slow başlasa da şarkının nakarata doğru hareketlenmesi, nakaratta uçması çok hoşuma gitti. Albümde ki favori şarkım oldu. Kulüplerde çalınacak tarzda bana kalırsa :) 





5. Seven O'Clock - Echo 

Bir diğer yaz şarkısı da bu. Mart ayında çıksa da yaza uyduğunu düşündüğüm bir şarkı. Durup durup dinlemekten mutluluk duyuyorum.





4. Produce 101 - Never

Produce 101 çok severek takip ettiğim bir yarışmaydı. Bu şarkı da o yarışmanın altınlarından. Grup üyeleri, şarkı, dans hepsi harika. Özellikle Jaehwan'ın yüksek notaya çıktığı an içimde ki hayran çığlıklar atarak etrafta koşturdu. 





3. DAY6 - Dance Dance 

Day6 sevdamı aranızda bilenler vardır. Band tarzında bir grup olması, vokaller, şarkılar derken bayılarak dinlediğimi söylemeliyim. Sadece onların şarkısından oluşan bir çalma listem dahi var. Dance Dance şarkısı 2 ay önce yayınlansa da bu ay en çok dinlediğim Day6 şarkısıydı. 







2. Mad Soul Child - Dear 

The Man From Nowhere adlı filmin müziği olsa da filmde dikkatimi çekmemişti. Duel dizisine yapılan bir video sayesinde çok sık dinlemeye başladım. 




1. Boni Pueri - Time Walk

Chicago Typewriter en sevdiğim diziler arasında. Eh diziyi sevmemin bir etkeni de dizi müzikleriydi. Time Walk şarkısı diziyi izlediğim sürece aklıma kazındı, sonrasında da silemedim. 






Eveet. Liste burada sona eriyor. Bu ay belki de yüzlerce şarkı dinledim ama dilime dolanan, her gün dinlediğim şarkılar bunlardı. İnsanların Korece denildiğinde büyük tepkisini alsa da benim severek dinlediğim ve anlamlı sözleriyle kalbimde yer edinen bir müzik türü K-pop, K-hiphop. Umarım şarkıları sizler de seversiniz. Kendinize iyi bakın :) 

YAZ ABUR CUBURU | Mim

Merhabalar :)
Öneri Makinesi'nin başlattığı, şarkılar ile alakalı olan bu mimi halamın daveti üzerine yapmaya karar verdim. İlk mimim olduğu için birazcık heyecanlıyım. 

Takip ettiğim bloglarda gördüğüm ve yapmak istediğim bir mimdi fakat genel olarak "bu .... daha çok seviyorum" demek benim için çok zor. Biri izlediğim dizilerden ya da dinlediğim şarkılardan birini seçmemi istediğinde aşağıda bulunan fotoğraftaki tepkiyi veriyorum... Bu yüzden şarkıların üzerinde çok fazla düşünmektense o an aklıma gelen şarkıları yazmaya karar verdim. Genel olarak hoşuma giden şarkıları dinliyorum dil ve tür fark etmeksizin. Umarım hoşunuza gider. 

Halamın şarkılarını merak ediyorsanız buradan bakabilirsiniz :)

1- Yazın çıkan çok sevdiğin sanatçıdan/gruptan bir şarkı 

Bu yaz sevdiğim bir çok sanatçı albümler çıkartıp, şarkılar yayınladı. BlackPink - As If It's Your Last bu soru için seçebileceğim şarkılardan biri. 





 2- Bu yaz en yeni keşfin 

Bu şarkıyı ve sanatçıyı yakın arkadaşımın tavsiyesiyle buldum. Şarkıyı dinlediğinizde "İrem ya Temmuz ayı bitiyor sen hala yavaş şarkılar mı dinliyorsun?" diyeceğinizi tahmin edebiliyorum. Şarkının adı Start Again. Conrad Sewell seslendiriyor :) 



3- Bu yaz sürekli dinlediğin şarkı 

Shape of You şarkısını her yerde duyuyoruz. Dinleyeceğiniz remixini izlediğim bir yarışma programında (PRODUCE 101) duymuş ve performansın da katkısıyla çok sevmiştim.  Bu sebeple şarkıyı aklımdan çıkartmak kolay olmadı, bütün yaz dinlediğim bir şarkı haline geldi. Ed Sheeran - Shape of You (Major Lazer Remix)





(Aklımdan çıkaramadığım performans)

4- Bu yaz en çok duyduğun şarkı 

Mimleri okuduğum kadarıyla Tarkan'ın Yolla şarkısı ile Despacito arasında çekişme varmış. Benim en çok duyduğum şarkıda tabi ki Despacito'nun Justin Bieber remixiydi. 




5- Bu yaz eskide olsa dinlemekten vazgeçmediğim bir şarkı 

Bu soruya yabancı ve Türkçe olmak üzere iki şarkı koymaya karar verdim. Spotify'de gezinirken çalma listelerinde yeniden duyduğum ve dinlediğim iki şarkıyı paylaşmazsam olmaz diye düşünüyorum. 



Yabancı; Las Ketchup'ın The Ketchup Song şarkısı! Asereje diye hatırlayanlarınız da vardır. Çocukluğumun vazgeçilmez şarkılarındandı. 




Türkçe; Demet Sağıroğlu'nın Arnavut Kaldırımı şarkısını her hafta birkaç kez dinlemeden duramıyorum. Gerek klibi,gerek şarkı beni kendine çekiyor. 



6- Sence bu yazın en favori hiti 

Kesinlikle Monsta X! Bu yaz ki geri dönüşlerini çok beğendim. Dilime takılan, dinlemeden duramadığım şarkılarla dolu bir albümleri var. Yeni şarkıları Newton'u beğensem de bu yaz gönlümde Shine Forever var. 



7- Senin bu yazını anlatan şarkı 

YGS LYS serüvenimin ilk yılıydı ve yaz tatilinde dahi sınavı, sınav sonucunu, ne yapacağımı düşünüyordum. Sevdiğim bir grup olan BTS'in de bu remake'i nedense bana bu yaz ki beni anlatıyor gibi geldi  :D 

Yaptığım ilk mimin sonunda geldik. Dinlediğim şarkılar müzik zevkinize pek uymayabilir ama farklılıklarımız ile güzeliz değil mi? :D Beni davet ettiği için halama, bu mimi başlatıp yeni müzikler keşfetmemi sağladığı için Öneri Makinesi'ne teşekkürlerimi iletiyorum. Kimleri etiketleyeceğimi bilemiyorum bu yüzden bu yazıyı okuduysanız lütfen sizde yapın. Kendinize iyi bakıın! 

Lise'de Alan Seçimi | Sayısal mı? Eşit Ağırlık mı? Yabancı Dil mi?

Herkese yeniden merhabalar 
Bu gün sizlerle lisede 10. sınıfın sonunda yapılan alan seçiminden ve kendi alanımı seçerken neler düşündüğümden bahsedeceğim.

Şu an okullarda nasıl bilmiyorum ama ben 10.sınıftayken ders seçimi yapıyorduk. Sayısal öğrencileri ileri seviye matematik, fizik vb. dersleri seçerken eşit ağırlık öğrencileri ileri seviye matematik, edebiyat vb. dersleri seçiyordu. Yabancı dil içinde belli başlı dersler vardı. Bizler İngilizce ve Almanca öğreniyorduk. Bunların ek derslerini de seçiyordunuz. Ayrıca edebiyat, tarih, coğrafya derslerini de alıyorlardı. 


(Ek derslerin olduğu kağıda bakarken ben)

1. Alan seçerken nelere dikkat etmelisiniz?

Alan seçerken lütfen sevdiğiniz ve yapabildiğiniz derslerin olmasına dikkat edin. Ayrıca o alanı okuduktan sonra hangi meslekleri seçebilirsiniz, mesleklerden dikkatinizi çeken var mı bunlara da bakın. İstemediğiniz, sırf iş alanı geniş diye sayısal seçmek ya da basit olduğunu düşünerek eşit ağırlık/dil seçmek yapacağınız en büyük hatalardan olur. 

2. Neden sayısal seçtim? Alan seçerken hangi sorunları yaşadım? 

10.sınıftayken bir ayrıma düşmüştüm. Yabancı dilim çok iyiydi ve severek dinliyordum dersleri. Diğer taraftan da sayısal vardı. Yapabildiğim derslerle doluydu ve kimyayı çok seviyordum. Benim için baya zorlu bir süreç oldu. Hocalarımla, arkadaşlarımla, ailemle konuştum. Herhangi bir meslek tercihim olmadığı için seçeceğim alan zorluyordu beni. Uzun bir süre düşünce havuzunda yüzmem sonucunda sayısal seçmeye karar verdim. Yabancı dilimi sayısal okursam da geliştirebileceğimi düşünüyordum. 

3. Sayısal seçtiğim için pişman oldum mu? 

Evet, pişman oldum. 12.sınıfta sınava hazırlanırken sayısaldan değil de dilden hazırlanmak istediğimi fark ettim ama geç olmuştu. Yabancı dille uğraşırken eğlendiğimi, ek iş olarak yapmak istemediğimi anlamıştım lakin diğerlerinden bir sene gerideydim. Bu yüzden sayısaldan hazırlanmaya devam ettim. 

4. Sayısal dersler zor mu? 

Her alanın kendine has dersleri var zorlayan. 11.sınıfta çok zorlanmasam da 12.sınıfın Matematik konuları beni zorlamıştı. Türevdi integraldi derken beynimi yakmadığıma seviniyorum :)

Fizik derslerini çok sevmediğim ve başarı gösteremediğim için ondan korkuyordum fakat 11.sınıfta sayısal işlemler artınca daha çok sevdim ve çözerken rahattım.

Biyoloji sevdiğim bir dersti. Detaylandıkça detaylansa da düzenli çalışmayla üstesinden gelinebilirdi.

Kimya derslerini aşırı seviyordum. YGS'ye hazırlanırken bir kimya kitabı almıştım. 400'e yakın soru çözmüştüm bir oturuşta. 3-4 yanlışım çıkmıştı. Tabi kimyayı seviyor olmam biraz da öğretmenimizden kaynaklıydı. Okulda en sevdiğim öğretmenlerimdendi. 

5. Ailelere tavsiyelerim neler?

Lütfen bu süreçte çocuğunuzu destekleyin, seçmek istediği alanı ve meslekleri sizde araştırın. Çocuğunuz istemediği bir alanı seçtiği takdir de derslerinde başarı gösteremez. Türkiye'de iş imkanı yok o alanın diyerek çocuklarınızın yeteneklerini ve ilgilerini, isteklerini köreltmeyin. Sayısal da okusa, eşit ağırlıkta okusa, dil de okusa işsiz kalma olasığı var, iş bulma olasılığı da. 


Bilgilendirici bir yazı oldu mu bilemiyorum fakat şu sıralar hasta olduğum için aklımı toparlamakta zorlanıyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın :) 

Hacettepe Üniversitesi Tanıtım Günleri

Bir Öğrencinin Kaleminden herkese merhabalar.
20-22 Temmuz tarihleri arasında olan Hacettepe Üniversitesi Tanıtım Günlerine yakın arkadaşımla yaptığımız bir plan üzerine gittik. 

Beytepe Kampüsü'ne ulaşımımız zor olduğundan İlkay'ın , yakın arkadaşım , öğretim görevlisi olan kuzeni bizi götürebileceğini söyledi. İkimiz de hem orayı gezebilmek hem de bölümler hakkında bilgi alabilmek amacıyla 22 Temmuz sabahı Beytepe Kampüsü'ne gittik. Blogta bununla ilgili yazı yazma fikri dönüş yolunda aklıma geldiği için bu yazıya koyabileceğim fotoğraflar yok. Bir daha böyle bir etkinlik olduğunda fotoğraf koyacağıma söz verebilirim :) Bu yazıda gözlerimden bahsedeceğim.

Tanıtım Günleri, Beytepe Kampüsü'nün Kongre salonundaydı. Kapıda okulun Amerikan Futbol Takımı Red Deers vardı. Formaları ve ellerinde topları ile oyuncular kendi aralarında atışlarını yapıyor aynı zamanda yanılmıyorsam forma satışı yapıyorlardı. 


İçeri girdiğimizde okulun öğrencileri karşıladı bizleri. Aday olduğumuz için bizle bir anket yaptılar. Puanımız, istediğimiz meslekler falan filan. Sonrasında da okullarının bizlere hediyesi olduğunu söyleyip bez çanta verdiler. İçerisinde defter, kalem, karton şapka, Hacettepe de ki bölümlerin ve puanlarının olduğu bir kağıt, üniversiteyi tanıtan mini boy dergi vardı. Teşekkürümüzü ettikten sonra bizi diğer bir öğrenci karşıladı. Hangi bölümler hakkında bilgi almak istediğimizi sordu, o bölüme yönlendirdi. İlk olarak Kimya bölümüne gittik. İlkay ile okulda en sevdiğimiz dersti Kimya. Standda ki hocalar çok cana yakındı. Sorularımızı dinleyip, bizi bilgilendirdiler. 

Kimya standının ardından Biyoloji standına geçtik. Yine hocalar çok cana yakındı. Kardeşim de bizimle gelmişti. Bir hoca bizimle ilgilenirken diğer hoca ve birkaç öğrenci kardeşimle ilgilenip hayvan iskeletlerini tanıttılar. 

Kimya ve Biyoloji bölümünü gezdikten sonra hangi bölüme gideceğimizi konuşurken Diş Hekimliği Rektör Yardımcısı ve Prof. Ali Şahin ile tanıştık, sohbet ettik. Sıcakkanlı olduklarını söylemek yanlış olmaz. Profesör, bölümleri gezdikten sonra bahçede verilecek yemekten yememizi, kendimize iyi bakmamızı söyledi. Ilımlı yaklaşımları için tekrardan teşekkür ederim :)

Birkaç bölümü daha gezdikten sonra karakter analizi yaptıkları yere geldik fakat çok doluydu. Bu sırada ikram olan kahvelerden alıp Erasmus hakkında bilgi almaya gittik. Çok iyi hazırlanıldığını söyleyebilirim. Erasmus, okulun olanakları, spor vb birçok konu hakkında stand açılmıştı. 

Yemekte pirinç pilavı, köfte, salata ve şöbiyet vardı. Yanında da ayran tabi ki. Çimlere oturup, bizlere verilen anketi doldurarak geçirdik vaktimizi. 

Yemekten sonra karakter analinizi yaptırdık orada ki PDR öğrencilerine. Belli özellikler vardı. Birden beşe kadar size uyup uymadığını kodluyordunuz. Sonrasında da birkaç özellik daha soruyordu. Sizin için önemini puanlıyordunuz. Bütün bu testlerden sonra puan türünüzü, sıralamanızı girip şu an hangi bölümleri tercih edebilirsiniz, bu bölümler ile uyuşuyor musunuz, karakteristik özellikleriniz neler bunlar hesaplanıyor. Gidemediyseniz, başka bir şehirdeyseniz ama Hacettepe istiyorsanız okulun sitesinde aday öğrencileri bilgilendirmek amaçlı bir eklenti var. Buradan bakabilirsiniz . 

Bizler bölümler hakkında bilgi alıp, karakter analizi yaptırdıktan sonra yurt yerleşkesini gezdik. Yeşil Vadi olsun, yurtlar olsun, yemek alanları olsun. Yandaki fotoğraf 11.sınıfta gittiğimiz Beytepe Kampüsü gezisinde Yeşil Vadi de arkadaşlarımla çekindiğimiz bir anı fotoğrafı. 

Bu yazım da bu kadardı. Umarım hoşunuza gitmiştir :) Bir sonraki yazıda görüşmek üzere :) 

Dizi Yorumu | DUEL


Bir Öğrencinin Kaleminden herkese merhabalar. 
Bu gün önceki yazılarıma nazaran daha farklı bir yazı ile karşınızdayım. Twitter hesabımdan beni takip ediyorsanız birazdan yorumlayacağım diziyi ve karakterlerini ne kadar sevdiğimi biliyorsunuzdur. Her gün üç dört tane dizi karakterlerinin gifini paylaşmadan duramadığımı da biliyorsunuzdur. Öncesinde ufak ufak anlattığım bu diziyi şimdi derinlemesine inceleyip, yorumlayacağım. Belirtmeliyim ki spoiler içeren yerler olabilir. Hatta bu yerler bütün yazıyı kaplayabilir. Sevdiğim dizileri anlatırken kendimi kaptırıyor, dizi hakkında spoiler vermeden duramıyorum :) 
1993 yılında yasadışı deneyler ile iki insan klonu yaratılıyor. Üzerlerinde yapılan deneyler ve ameliyatlar dışında bir hücreye kapatılan, hayatı ve dışarıyı bilmeyen bu klonlar 12 yaşında birbirlerinden ayrılıyorlar. Geçen 12 yılda biri iyi insan olarak kalırken diğeri gözünü kırpmadan insanları öldüren bir katile dönüşüyor. 
12 yıl sonrasında suç birimi ekibi liderinin hasta kızının kaçırılması ile başlayan olaylar klonların karşı karşıya gelmesi, yaşamak için verdikleri mücadele, geçmişleri ve olayları çözmek için çabalamalarıyla devam ediyor. 




                                            Ana oyuncu kadromuz böyle. 


Jang Deuk Cheon: Suç birimi ekibinin lideridir. Kızına karşı oldukça sevecendir. Evin geçimi, hastane masrafları derken maddi olarak zorlansa da kızı Soo Yeon ile birlikte olduğu için mutludur. Bir gün Soo Yeon'un kaçırılması ile dedektif olsa dahi ne yapacağını şaşırır ve suçlunun fidye isteğini kabul eder. Kaçıran kişinin yüzünü görmesi, suçlunun olay yerinde kanını bırakması ile aramaya koyulur.Kızını kaçıran kişiyi ararken klonlar ile karşılaşır. 






Lee Sung Joon: Bir otobüste uyanan ve uyanır uyanmaz dedektif ile karşılaşan ve kaçırma suçuyla suçlanan iyi klonumuzun hatırladığı tek bir şey vardır; iki gün önce Busan'dadır ve bir evsizin yardımıyla bu otobüse bindirilmiştir. Suçsuz olduğunu ve hiçbir şeyi hatırlamadığını söylese de suçlunun olay yerinde bıraktığı kan örneği ile eşleşme gösterdiği için suç üzerine kalır. 






Lee Sung Hoon: Çocukluğundan beri sayısız ameliyat geçirmiş, 20 yıl boyunca hapsedildiği hücreden kaçmayı başarmıştır. İstediği iki şey vardır; yaşaması için gerekli olan aşıyı yapabilmek için klonlandığı kişinin nakledilen organlarını bulmak ve intikam almak. Bu yolda işlediği suçları, klonu olan Sung Joon'un üstüne yıkmaktan çekinmez.



Choi Jo Hye: Savcı olan bu karakterimiz Soo Yeon'un kaçırılma vakasında görevlidir. Sung Joon'u suçlayıp durur.










Ryu Mi Rae: Eski bir tıp öğrencisi olan Mi Rae, annesinin doktor olmasını istememesi üzerine muhabir olur. Annesinin vefatından sonra eline belli başlı hastane kayıtları ve bir fotoğraf geçer. Bunların ne olduğunu merak eden Mi Rae , hem annesinin geçmişini hemde belgeleri araştırmaya koyulur. 





Lee Yong Sup: Sung Hoon ve Sung Joon'un klonlandığı kişidir. 1991 yılında yasadışı deneyler yapan bir doktordur fakat vahşice öldürülmüş, organları nakledilmiştir. 






Jang Soo Yeon: Şeker mi şeker bu karakterimiz küçük yaştan beri kanser ile mücadele ediyordur. Kök hücre tedavisi olacağı sırada kaçırılır ve hastane odasına benzer yerde tutulur. 




Aksiyon dizilerini fazlasıyla seven ve genlerle ilgili şeyleri dikkat çekici bulan benim için bu dizi hazineydi. OCN'in dizilerini beğendiğim için başlamıştım. İyi ki de izlemeye başlamışım dediğim dizilerden.


Söylemeliyim ki dizide üç karakteri de canlandıran   (Sung Joon-Sung Hoon-Yong Sup) Yang Se Jong çaylak oyuncu olmasına rağmen performansıyla gönlümde taht kurdu. Karakterler arası geçişler olsun, her karakterin kendine has özellikleri olsun çok iyi yansıtmış. Kore de cumartesi-pazar yayınlanan Duel, bu hafta final yapıyor. Final bölümünde bozmazsa harika diyebilirim. Genel olarak gördüğüm yorumlarda ilk bölümde sıkılma söz konusu. Aynı şey bende de olmuştu fakat OCN'nin yapımlarını çok fazla sevdiğim için diziye güvenme kararı aldım ve devam ettim. Pişman değilim. 




Konu olarak güzel bir dizi. Oyunculuklar da konu kadar güzel. Dizinin ilk bölümlerinde Sung Joon'un habire dayak yemesi beni çıldırttı açıkçası. Ah bir de bu bölümlerde ağzından düşmeyen iki cümle vardı; "Hatırlamıyorum." "Bilmiyorum." Öyle ki siz daha o ağzını açmadan bunları söyleyecek hale geliyorsunuz. Dizinin finalini kestiremiyorum. Mutlu son olur mu, klonlara acı çektirenler ceza alacak mi hiçbir fikrim yok. Tek umudum senaristlerin diziye yakışır, tatmin edici bir final yapması. 








Bundan sonrası diziden sahneler içermektedir. 







(Birinin sana karşı iyi olması başkasına karşı da iyi olacağı anlamına gelmez. Birinin iyi olup olmaması öznel bir görüştür.)



Üçlümüzün ilk karşılaşması 



Dizide içimi eriten birkaç Sung Hoon - Soo Yeon etkileşimi vardı. Sung Hoon ne kadar kötü bir karakter olsa da Soo Yeon'a elinden geldiğince iyi baktı. 


Sung Hoon'u kapüşonlu olarak görüyorsanız orada birilerinin öleceğini söylemek yanlış olmaz. 



Se Jong'un oyunculuğundan etkilendiğim sahnelerden biri. 


OCN'in Sung Hoon ve Soo Yeon için yaptığı bu editte The Man From Nowhere esintilerini sezmemek mümkün değil. 


Benim çok severek izlediğim bir diziydi. Canım sıkıldığında eski bölümlerini izliyorum. İzlemek isteyenler beklemeden başlasın derim :) Kendinize iyi bakın! 

Bu Blogda Ara

Blogger tarafından desteklenmektedir.

İzleyiciler